İletişim

Adres: Abdi İpekçi Caddesi No: 57, Reasürans İş Hanı 1, Kat 3, Nişantaşı / İstanbul

Telefon: 0535 642 07 73

Geri Dön

Probiyotikler ve prebiyotikler

Uygun miktarlarda verildiği zaman sağlık açısından yararlı olan mikroorganizmalara probiyotik denir (Laktobasiller, Bifidobacterium vb.). Prebiyotikler ise sindirim sisteminde bulunan iyi bakteriler olan probiyotiklerin büyümesini ve aktivitesini uyaran sindirilemeyen gıda içerikleridir.

Probiyotiklerin en önemli etkisi sindirim sistemimimizde oynadıkları roldür. Sindirim sisteminde iyi ve kötü mikroorganizmaların denge içinde bulunması gerekir ancak sağlıksız gıda seçimleri, stres, uykusuzluk, çok antibiyotik kullanımı, çevresel etkenler dengeyi kötü mikroorganizmaların lehine çevirebilir.

Sindirim sistemi salğıklıyken zararlı mikroplar, toksinler, kimyasallar ve diğer atık ürünleri gibi kendisine hasar verebilecek maddeleri filtreler ve temizler. Diğer taraftan vücudun ihtiyacı olan besin ve suyu alır, emer ve gerekli organlara gönderir. Bedenlerimizin hem iyi hem kötü mikroplara ihtiyacı vardır. Sorun dengenin kötü tarafa kaymasındadır. Bu dengesizlik ishal, idrar yolu enfeksiyonları, kas ağrıları halsizlik ve yorgunlukla gibi belirtilere neden olur.

Probiyotiklerin diğer bir yararı da bağışıklık sistemine olan etkisidir. Bağışıklık sistemi patojenlere karşı koruyucumuzdur. Doğru çalışmazsa allerjik reaksiyonlar, otoimmün hastalıklar (örneğin hashimoto, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, romatoid artrit) ve enfeksiyonlar (enfeksiyöz ishaller, H. pylori, deri enfeksiyonları, vajinal enfeksiyonlar) olabilir.

Doğumdan itibaren doğru dengeyi sağlamak mümkündür. Doğum kanalından geçişte yenidoğan annesinden yararlı bakterileri alır. Bu iyi bakteriler sezaryen yapıldığında çocuğa geçemez ve bu sezaryenle doğmuş bazı çocuklardaki allerji, suboptimal bağışıklık sistemi ve bağırsak mikroflorasının yetersizliğinin sebebi olarak gösterilmiştir.

Prebiyotikler bağırsaktaki yararlı bakterilerin büyümesini uyarır ve bu şekilde patojenlerin invazyonuna karşı direnci artırır. Bu pozitif etki prebiyotik etki olarak bilinir. Ancak bu prebiyotik etki probiyotik sayı ve aktivitesinin arttığı zaman görülür. Bu etki prebiyotik içeren besinleri tüketerek desteklenir.

Gıda takviyeleri ve fermente gıda ürünleri yararlı mikroorganizma kültürleri içerdiğinden tavsiye edilmiştir. Bu kültürler günümüzde probiyotikler olarak adlandırılmaktadır. Probiyotik sağladığı iddia edilen diğer gıdalar ise tahıl suları, donmuş yoğurt, granola, şeker barları ve kurabiyelerdir. Bunlar probiyotik içeriyor olsa bile optimal düzeylerde içerdiğinin garantisi yoktur. Sadece bu ürünlerin üreticisi yeterli miktarda olup olmadığı iddiasını çalışmalarla onaylayabilir.

Prebiyotiklerin en yaygın tipi çözünebilir besinsel lifler gibi (beta-glukan, inülin vb.) nişastasız karbonhidratlar ve fruktooligosakkaritler ve galaktooligosakkaritler gibi diğer oligosakkaritlerdir.

Sebze olarak sıkça tüketilen kuşkonmaz, sarımsak, soğan, enginar çok iyi inülin kaynaklarıdır. ß-glukan ve inülin lif ve fruktan içeren birçok bitkide vardır. Geleneksel yemeklerden prebiyotik kaynakları olanlar soya fasulyesi, çiğ yulaf, işlenmemiş buğday ve arpadır.

Anne sütünde bulunan bazı oligosakkaritlerin bebeklerde prebiyotik-probiyotik ilişkisi dolayısıyla sağlıklı bir bağışıklık sistemi gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

 

Geri Dön


Yeşim Erbil - eniyihekim.com