İletişim

Adres: Abdi İpekçi Caddesi No: 57, Reasürans İş Hanı 1, Kat 3, Nişantaşı / İstanbul

Telefon: 0535 642 07 73

Geri Dön

 “İyi kolestrol (HDL) ” kalp ve damar hastalıklarından koruyor mu?

Kolestrol yüksekliğinin kalp damar hastalıkları riskini arttırdığı gerçeği uzun zamandır bilinmekte ve kabul edilmektedir. Kötü kolestrol olarak “düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL)”, iyi kolestrolü de “yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) olarak biliyoruz. LDL kalp ve beyin damarlarının tıkanmasına neden olurken, HDL ise fazla kolestrolü damarlardan uzaklaştırır. Bu bilgilerin doğrudur ancak HDL yüksekliği tek başına kalp damar hastalıklarından koroyabilir mi? konusunda ciddi çekincelerin olduğu gösterilmiştir.

Kolestrol, lipoprotein partiküllerinden oluşan bir bileşendir. Kan testleri partiküllerin ne kadar kolesterol taşıdığını yansıtır ancak partiküller hakkında hiçbir bilgi vermez. Oakland Araştırma Enstitüsü araştırmacısı Dr. Ronald Krauss, “LDL partiküllerinin arter duvarına giderek kolesterolü taşıdığını, bu yüzden plaktaki kolesterolü gördüğümüzü, ancak hastalık sürecini gerçekten belirleyen partikül sayısı hakkında bilgimizin olmadığını” söylemektedir.

Küçük LDL partikülleri, büyük LDL partiküllerinden daha az kolesterol taşır, ancak kalp hastalığı riski ile en güçlü şekilde ilişkili olan küçük partiküllerdir. Bunun nedeni, daha küçük partiküllerin arter duvarlarına yapışması ve kanda daha uzun süre dolaşmaları nedeniyle damarlara daha sıkı yapışmasıdır. Araştırmacının iddiası “küçük LDH partiküllerine sahip bir kişide kan kolestrol düzeyi normal olabilir ancak hala kalp hastalığı riski taşımaktadır.”

Peki, bu risk nasıl belirlenir?

Araştırmacılar bu riskleri belirlemek için lipoprotein parçacıklarının boyutunu ve yoğunluğunu ölçebilecek yöntemler kullanıyor. Nükleer manyetik rezonans spektroskopisi yöntemi ile ölçülen parçacık boyutu ve yoğunluğu önümüzdeki yıllarda seçilmiş hasta gruplarında risk belirlemek için kullanılabilir.

Kalp hastalığı riski, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları ile arter duvarları içinde plak oluşumu ile artar. Östrojenin, menapoz öncesi kadınlarda kalp hastalığı riskini azalttığı bilinmektedir. Menapoz sonrası düşük östrojen ile kalp hastalığı riskini arttıran “küçük LDH partikülleri” arasında ilişki olduğu yeni bir araştırmada gösterilmiştir. Bu nedenle de menapozda doğal hormon replasmanının yapılmasının koruyucu olacağı bildirilmektedir.

Risk azaltılması

Araştırmacı Krauss, “HDL'nin koruyucu özelliklere sahip olduğuna dair hiçbir şüphe yok ancak HDL seviyelerini yükseltmenin kalp hastalığı riskini azaltacağına dair hiçbir garanti de yoktur” tezini savunmaktadır. Küçük LDL partiküllerinin kalp hastalığını riskini arttırdığı yeni gösterilen önemli bir durumdur.

Küçük LDL partiküllerini engellemenin en iyi yolu, bilinenin tersine doymuş yağlardan kaçınmak değildir. Doymuş yağlar LDL partiküllerini etkilemez, ancak şeker ve karbonhidratlar etkiler. Bu araştırmanın sonucuna göre asıl şeker ve karbonhidratın kalp damar hastalıkları riskini arttırdığı görülmektedir.

 

Geri Dön


Yeşim Erbil - eniyihekim.com