Geri Dön

“Bu ilacı ömür boyu kullanacaksın, ne istersen yiyebilirsin” denilen hastalık: Hashimoto tiroidit

1912 yılında Hashimoto adında Japon bilim adamı tarafından tanımlanan bir hastalıktır ve tiroid yetersizliğinin yani hipotiroidinin en sık nedenidir.

Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde kadınlar arasında görülme sıklığı artmaktadır. Kadınların %30-35’inde otoimmun tiroid hastalığı olup bu hastaların büyük bir bölümünde hipotiroidi gelişmektedir.

“Bu ilacı ömür boyu alacaksın, başka bir şey yapmana gerek yok” DOĞRU MU?  HAYIR

Tiroid yetmezliği yani hipotiroid geliştiği zaman eksik olan hormon yerine tiroid hormonu (genellikle sentetik T4) verilir, doğal olarak hastanın bu ilacı doz ayarlaması yaparak kullanması gerekir. Ancak sadece bu ilacın kullanımı ile hastanın şikayetleri genellikle geçmez. Halsizlik, yorgunluk, kilo alma, kilo verememe, isteksizlik, mutsuzluk, depresif hal, kabızlık, ishal, saç dökülmesi, unutkanlık, ateş basması, bazen çarpıntı, dikkat dağınıklığı, libido azalması, ağız kuruluğu ve bunun gibi daha bir sürü şikayeti devam edip durur.

“Yediklerinizle bu şikayetlerinizin ne ilgisi var?”

Öyle bir var ki…. Tüm otoimmun hastalıklarda (sedef, Behçet, vitiligo, romatolojik hastalıklar vs.) Gluten ve rafine şekerin inflamasyonu arttırdığı kanıtlanmış bir durumdur. Gluten ve rafine şeker inflamasyonu arttırır. İnflamasyonun artması stres hormonlarının sentezini arttırır ve T4 hormonundan (ilaçlar da T4 dür) aktif hormon olan T3 e dönüşümü engeller. Rapor üzerinde sonuçlar normal sınırlardadır ama hücre içine T3 girmez ve hastanın şikayetleri hep devam eder. “Alınan gıdalarla bu hastalığın ilişkisi yok” denilmesi otoimmun hastalıklarının mantığına aykırıdır bilakis çok yakın ilişkilidir.

“Bu takviyelerin hepsini çöpe at, gerek yok”  DOĞRU MU?  HAYIR

Selenyum ve D vitamininin antikorların düşmesinde etkili olduğu pek çok yayında kanıtlanmış bir bilgidir. T4 hormonunun T3 e dünüşümünde Selenyum, D vitamini, çinko, B vitaminleri, magnesium çok önemlidir. Hastaların eksikliklerine göre bu vitamin ve mineraller verilmelidir.

“Stres elle tutulamaz, ne alakası var Hashimoto ile?”  ÇOK İLGİSİ VAR

Stresin uyarısı beyinde hipofiz bezine ulaşır ve hipofiz bezi “kortikotropin salgılatıcı hormon” olan CRH sentezler. Bu hormon da adrenal yani böbrek üstü bezinden “kortizol” sentezlenmesi emrini verir.

Kortizol hormonu yaşamsal ve çok önemli bir hormondur. Gün içinde normal koşullarda bir ritm içinde salgılanır ve buna “Circardian ritm” denir. Kronik streste de aynı hormonlar salgılanır ancak etkileri şiddetli ve yıkıcıdır. Kan basıncında artma, immun sistemde bozulma, doğurganlıkta sorunlar, kalp hastalıkları ve bağırsak sorunları (irritabl bağırsak, ülser, reflü vd) gelişebilir. Tabi bu kronik stresin tiroid bezi üzerinde de etkisi vardır. Tiroid bezinde sentezlenen T4 hormonundan aktif hormon olan T3 e dönüşümü bloke eder. Bunun sonucunda da halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi, kilo alma, uyku sorunları gibi pek çok belirti ortaya çıkar.

“Lazer tedavisini duymadık biz nedir bu?”  HASTAYA BÜTÜNCÜL YAKLAŞAN HEMEN ULAŞIR KAYNAKLARA

Lazer uygulaması tiroid bezinde inflamasyonu (hücre içi iltihap) azaltıp kanlanmayı arttırmaktadır. “low level lazer” epilasyonda kullanılan lazerin 1000 kat düşük dozudur. Ciltten 2 cm penetrasyonu vardır. Bu lazer yüzeyel eklem ağrılarında yıllardır kullanılmaktadır ve ağrılarda kullanılan tüm lazerler gibi “antienflamatuar” etkisi vardır.

Hashimoto hastalığında kaynak tiroid bezidir ayrıca tüm vücutta otoimmun hastalık mevcuttur. Kaynak kontrolü amacıyla tiroid bezine uygulanacak lazer tedavisi, inflamasyonu azaltarak T4 hormonunun aktif olan T3 hormonuna dönüşünü arttırmaktadır. 2013 yılında başlayan ve dünyada hastalıklara organ bazında değil bütüncül yaklaşan ekiplerce yapılmaktadır. Hastalığın nedenlerine yönelik tedavi bütüncül yaklaşımdır ve gerçek tıbbın kendisidir. Lazer tedavisi de bu yaklaşımın önemli bir parçasıdır.

 

Geri Dön


Yeşim Erbil - eniyihekim.com